DOĞRU İLE YALAN « Amasya Yeşilırmak Gazetesi

25 Eylül 2022 - 23:04

DOĞRU İLE YALAN

Son Güncelleme :

15 Ağustos 2022 - 7:53

Amasya Yeşilırmak Gazetesi Yazarı

Hamza ALBAYRAK
DOĞRU İLE YALAN

Doğru; akli ve bilimsel, imanı ve ameli, zihinsel ve düşünsel olarak başlangıç ve sonu bir uçtan diğer uca yönü değişmeyen gerçekler olup, Yalan ise, doğrunun karşıtıdır. Hz. Kur’an-ı Kerimde; “Emrolunduğu gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayınız. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir” (Hûd S.112 A.)

Hadis-i Şerifte de; Şüphesiz, doğruluk insanı iyiliğe, iyilik de cennete götürür. Kişi devamlı doğru söyler ve doğruluktan ayrılmazsa Allah katında sıddık olarak tescillenir. Yalan insanı kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür. Kişi devamlı yalan söyler, yalan peşinde koşarsa Allah katında yalancı olarak tescillenir.” (Buhari, Edeb,69) buyurulmaktadır.

İslam, istikamet üzere, dosdoğru bir ömür geçirmemiz için bizlere gönderilmiş son dindir. Allah (c.c.); niyet ve inancımızda, söz ve davranışlarımızda doğru ve dürüst olmamızı emretmiştir. Yalan; münafıklık alameti olup doğruluğun düşmanıdır. Konuyu, olayı, tarihi, icraatı, kişileri vb. değerlendirirken doğru davranmalıdır. Yalan; Allah’a (c.c.) isyan, davaya ve kişiye en büyük kötülüktür.

Quantum çağında, “Yalancının mumu yatsıya kadar yanmıyor” hemen sönüyor ve hatta hiç yanmıyor. Doğru; anlatım, tasvir ve değerlendirmede, olduğundan eksik ya da fazlayı kabul etmez. Ve 2+2 ile 2×2 daima 4 olup, 3 veya 5 olamaz… Doğrunun; daima (olduğundan) eksisi ya da fazlası yalandır. “Çok doğru” tanımlaması, yalanın kendisi ve de yalancının savunma silahıdır.  Atalarımız ne güzel özetlemiş; “Hak doğrunun yardımcısıdır” diye. Maalesef; günümüzde doğruluk karaborsa olup, doğru söyleyen de artık dokuz köyden değil nerede ise dünyadan bile kovulur.

OT GİBİ YAŞAMAK

“Ot gibi yaşamak” cümlesi ve tabiri; otlara yapılan en büyük hakaret olarak kullanılıyor. Bu hakaret; eşref-i mahlukat olan kendi halinde, dürüstçe yaşayan insanlara da, (bir vasıf olarak yüklenerek) yapılıyor. Oysa, ot yaratılış gayesine ve ilahi nizama harfiyen uyarak, görevini hiç aksatmadan yerine getirirken hem kendisi hem gölgesi ile gece gündüz demeden yaratanı Allah’ı (c.c.) zikrediyor. Hanesi sevap dolu günahı ise sıfır. Değişik renk, koku, tat ve ömürleri ile kendilerine tahsis edilen münbit ortamında biterek itirazsız ve nankörlük yapmadan görevlerini yapıyor, ömürlerini tamamlıyorlar. Allah’a (c.c.) hiç isyan etmiyor, tek haneli gelir kasalarını daima kâr ile dolduruyorlar. İki cihanda da rahatlar. Ne cennet ne de cehennem tasaları yok. Her görevi, Allah’ın emrine uygun yerine getiriyorlar. Neticeten; ben otlara yapılan haksızlığı reddediyor ve mizan günü ilahi emir gereği, toprak olacak nebatat ve hayvanata inançsız, inkârcı ve günahkâr insanların; Hz. Kur’an’da belirtildiği üzere, “keşke biz de toprak olsaydık” (Nebe S.40.A.) diyerek özeneceklerini hatırlatıyor ve cins, renk, miktar, koku, görev, fayda ve benzeri açıdan günümüz bilim dünyasında bilinmeyen ve keşfedilmeyi bekleyen, nice güzellik ve özellikleriyle otları çok seviyorum.

Selamun Aleyküm.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.